Kal Biraz

“-Uykun var mi bitanem.
+Azicik var hayatim.
-Uyuyalim mi?
+Saat kac ki..
-Bosver simdi saati. Uyuyalim askim.
+Canim askim. Uyuyalim.
-Hadi ver dilegimi.
+Iyi uykular bize canim askim. Seni cok seviyom ben.
-Ben de seni cok seviyorum, benim guzel melegim. Iyi uykular bize.
+Canim askim.
-Canim askim.
+Iyi ki hayatimdasin, sana sahibim askim.
-Ben de melegim.
+Bay bay.
-Bay bay askim. :)”

Cikolatadan kat kat daha fazla mutluluk veriyorsun bana. Hayir yani ne gerek vardi bu kadar aska? Seni kucuk..

Pisi

Keşke ülkemizdeki her derbi maçına girse şu kediler. Ortalık ne de şeker sakinleşir.

Değerleme

Twitter hesabımdan daha çok takipçim var şu forum sitemde. İnsanlar, diğer insanların yazdığı anlık şeylere, yani o an ne halt yediklerinden ziyade bu cağnım forum sitelerinde duygularını satırlara aktarmayı daha çok seviyor. Evet, ben biliyorum, düşünüyorum, yapıyorum, şu yaptığım gibi uzuuun bir zaman boyutunda kayboluyorum. Derken; Geliyorum, yazıyorum. Yani geleceğimi ve şu anı yazmaktan ziyade geçmişimi yazıyorum. Hatıra kalacak çünkü şu hayattan sonra kelimeler, cümleler..

Seni seviyorum değerli bloğum. Ha ne mi yapıyorum, kendimi kokluyorum. Anlayana bu da.

Saygılar 40 takipçi.

Uykusuzlugumda tutamiyorum kendimi, sana yazmak icin oykuler, oykuler..

Sagopa Kajmer / Galiba

Haziran’ları Şubat ediyorsun o güzel yüzünü düşürdüğünde bana.

131 kez oynatım
Meslek İcrası

Ne olacaksın büyüyünce dediklerinde hiçbir şey düşünmezdim. Sevdiğim, ilgilendiğim bir şeyden bahseder geçerdim. “Bilgisayarcı olucam!”, “Gözlüklüyüm, doktor olucak inşallah ablası, teyzesi, abisi, amcası, dayısı” veya “Şu, şu, şu gibi şu, şu, şu olucam” derken zaman geçti. Herkes adına konuşmak gerekirse, okula kayıt çağına gelmişizdir ve güzel ülkemin aile mantığına dayanarak “Eve en yakın ve sözümona iyi sıfatıyla tabir edilebilecek okullarından birine kaydolduk. Ve her birimiz için dönüm noktası bu ilkokullar oldu. Arkadaş çevresi bizleri sapıttırdı, öğretmenler beynimizi kendi şizofren fikirlerine göre eğitti ve dersler de kafamızı mıncıklama hususunda son derece etkin bir role girdi.. Sonra;

İlkokul biter ve nereye varırsın. Lise Giriş Sınavı’na. Tek bir sınavdan gelir başka bir dönüm noktası daha. Nedir o? Lise çağı. Allahım, insanın kalbi atmaya başladıkça ve bazı olur olmadık yerleri hareketlendikçe başlar ömrü boyunca unutmayacağı, hatırlayacağı birkaç hatıra ve hatırladığında her defasında utanacağı zırvadan ibaret birkaç anı!

Neyse, üzerinde durmak istediğim nokta bu değil. Sadece bahsini etmek istediğim şey insanın gelişiminin okul içerisinde değil aile içerisinde ve altını çizerek söylüyorum sosyal hayatta harmanlanarak sürmesini düşündüğümdür. Aile içinde yetiş, insanlarla kaynaş, amaa. Asla okula gitme, kişisel özelliklerini hınca hınç türlü çocuğun arasında ve dilleri kırbaçlı hocaların arasında yok et me.

Bana şimdi diyebilirsin tüm bu dediklerin saçmalık senin arkadaş. Tüm insanlar mı gerizekalı çıkıyor okullardan vs diye. Asıl haksız olan sensin dostum. Çünkü benim aklımdan geçen şey daha yapılmadı. O yüzden de %100 doğrudur.

Anlatabildim inşallah?

Her Pazar

Yılların bıraktığı izler, gözünüzde büyütemediğiniz o anılar ve yapamadıklarımız.. Ortak özellikleri neden sadece Pazar günleri aklınızdan geçiyor olması ki? Ama bu günlerin güzel yanı da planlarımızı ve hayallerimizi de bize hatırlatıyor diyedir. Şimdilik ben bu Pazar’a annemin “Kahvaltı hazııır” ve “Kalk ekmek al”larıyla başlıyorum ama bakalım. Aramayalım bunları da. Neyse, aşığım ben.

Oldu…

Bir sevgilim oldu. Aylar öncesinden söylemiştim ben, içimde bir aşk yeşerttiğimi ona karşı. Bana doğum günümde verdi cevabını. Yarınım ol dedi. Zaten de böyle olacaktı. Çünkü ne bendeki basit bir sevdaydı, ne de onunki boş yere olan bir bağlılıktı bana karşı…

Ne mi oldu?

Bunu hiç düşünmedim biliyor musun? Çünkü hayallerim var benim, planlarım var bir tek ikimizi görebildiğim. Her gün büyüyen bir özlem besliyoruz birbirimize karşı. En önemli değerimiz sevgimiz, saygımız ve anlayış. Kimse bilmesin bizi.

Yeterince merak uyandırabildim mi? :)

Özetlersem şöyle olur: “Sevdiğim, sevgilim oldu”
Aramızda mantığa dayalı şeylerden ziyade ön planda olan bir şey var. O da aşk.

Ne dersen de buna. :) 

Şampiyonluk Maçı

Galatasaray ve Fenerbahçe’yle pek alakam yoktu, Beşiktaş’lı olarak geçirdim çocukluğumu babamın arkadaşları sayesinde. Sonradan da sevdalandım iyiden iyiye sarı kırmızılı renklere. Derken tanıttılar bize sarı lacivert renkleri rakip diyerekten. Küfür ettirdiler, sövdürdüler ve lanet ettirdiler. Neden peki? Boş yere.

Sevmiyorum bu muhabbetleri. Particilik de böyle bir şey ama yine de renklerim bellidir benim yaşamımda. Yakın arkadaşlarım tarafından. Fenerbahçe’ye de saygım vardır Karşıyaka Spor Kulübü’ne de. Ama Galatasaraylıyım. Bugün de şampiyon olacağız!

-La şimdi ucunda rezil olmak da var, büyük konuştum ama sonra dalga geçmece yok ona göre. Neyse eğlenelim.

 * * *

Bu yazıyı gün içinde yazmıştım, göndermeyi unutmuşum şimdi devam ediyorum. Evet, dediğim gibi, Galatasaray Şampiyon!

Şimdi Fenerlilerin maçtan sonra saha içinde yaptıkları taşkınlıkları görelim; http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/76056/1-saracoglu-meydan-muharebesi-fenerbahce-galatasaray/fbwatch

Facebook’tan da yazılan yorumlara bakalım; “12 yaşındaki çocuğu bıçaklamış gs taraftarıııı, oçler, allah topunuzun belasını versin. Şerefsizler” vs..

Ne kadar kötü, ne kadar ahlaksız ve ne kadar aptalca yazılan şeylerdir bunlar bilmem farkında mısınız. Ülkenin geleceği hakkında bu denli berbat kararlar veren bir hükümet karşısında susan Türk halkım, bir spor oyununda galip-mağlup gelmenin hazzına varamayıp bunu resmen bir savaşa dönüştürüyor. Yazık. Keşke şu aptalca, “TAKIMIMIZI SAHİPSİZ BIRAKMAYACAĞIZ” naraları yerine, “Ülkemize sahip çıkacağız” diyebilsek gençler olarak. Vay efendim ne? Oç gs.

Kahroluyorum…